11 Ağustos 2014 Pazartesi

Geri Dönüş - İkinci Üniversite

Çok uzun yıllar olmuş burayı ihmal etmişim ama o aralarda neler oldu ki? İlk Üniversite başlıklı blogum "ilk ne la" dedirtmiş olabilir ama bilmeden doğru yazmışım.. Şimdi arkanıza yaslanın ve beni okuyun :)     Dicle Üniversitesi'nde geçen iki yıl benim için yıpratıcı ve yorucu oldu.En sonunda dayanadım ve isyanı bastım :) 2. sınıf devam ederken tekrar Ygs ve Lys'ye girdim... " Yatay geçiş yapacaktın ne oldu hacı?" diyelere ise cevabım: O kadar dandik bir üniversite ki gitmek istediğim hiçbir yer ile ders programları aynı değildi.
Neyse, lafı uzatmayalım. Sonuç olarak ikinci üniversitem olan İstanbul Üniversitesine böylece merhaba dedim. Arkeoloji aşkına Prehistorya bölümünde ilk 2 seneyi de bitirdik, 3 olmayı bekliyoruz :)
Bu sene İstYa adında bir projeye dahil oldum. İstanbul İli Yüzey Araştırmaları oluyor kendileri ve sanırım çok sorumluluk ve disiplinli çalışma gerektirecek bir proje olacak benim için 2014 Eylül'ü..

  İstanbul, yurt, ortam, hocalar nasıl diye soracak olan olursa: İstanbul'a tatil için geldiğim çok olurdu ama gene de hiç yabancılık çekmemek beni bile şaşırttı. Diyarbakır'da geçen 12 sene boyunca doğru dürüst yol ezberleyemeyen ben İstanbul'a gittim gideli bir geçtiğim yolu unutmaz oldum iyi mi? :)
Yurt ortamları ise ilk senemdeki her yere ulaşımı uzak, saçma zihniyette insanlarla dolu ama tertemiz bir yurtcağızdı. Bu seneki ve kısmetse son sınıfa kadar kalmayı düşündüğüm yeni yurdum ise; her ulaşıma, her yere gidişi kolay bir yerde.. Okuluma yakın olması da çok şükela :) Ortamlarsa ilk sene yurt giriş saatlerinin baltalaması ile geçerken yeni yurt hem yeni yurt arkadaşları hem de kuvvetlenen üniversite arkadaşlıkları getirdi... Bu sene tam anlamı ile üniversiteme adapte olmuş oldum :) Arkeoloji kulübü etkinlikleri, lise arkadaşları ile gezmeler, bölüm arkadaşları ile tozmalar işin eğlenceli tarafı :)
Hocalarımdan çok kısa bahsetmek gerekirse, sanmıyorum ki öğrencileri ile bu kadar sıcak ve samimi ilişkileri olan bir bölüm ve hocaları yoktur :) - aman tahtaya vurun!-

  Bonus olarak: Eğer über şanssızlıklarım izin verirse 3. sınıf bahar döneminde Erasmus programı ile Hollanda'nın Groningen şehrindeki Groningen Üniversitesine gideceğim.. :)

  Aradan geçen uzun yılları çok uzun anlatmak yorucu olur ama sanırım bu özet hali ile kafanızda pek soru bırakmış değilim :) Yalnızca bundan sonraki yazılarım öncekilerden farklı olacak çünkü daha büyümüş, aklı başına gelmiş bir Mahperi var artık buralarda.. Bir sonraki yazıma kadar kendinize iyi bakın sevgili bir kaç okuyucum..

22 Eylül 2010 Çarşamba

ilk üniversite

Aylar önce yazacakım aslında ama bir türlü yazamıyordum şimdi kendimi yazabilir hissediyorum.
Artık üniversite öğrencisi oldum.. Dicle Üniversitesi Akeoloji bölümünde 3 gündür derslerim başladı da ortam aynen şöyle;
(Kızlar)=> Bir kız 24 yaşında ve evli Mardin'de yaşıyor, çocuğu bile var! :o Diyarbakır'a git gel yapıyor
=> Bir kız 2. üniversite diye gelmiş
=> Biri de esmer olmasına bakmadan mavi lens ve full makyajla geliyor ( çakma Nihal :) ) ders bitiminde elinde ayna lavaboya koştu!
=> Bana en yakın yaş benim mezun olduğum liseden  mezun ama taa yıllar önce..
(erkekler)
=> Hepsi 22sinin üstünde "amca" denecek tipler...

Hoca sordu " isteyerek mi geldiniz ?" diye herkes "aile zoruyla yazdık, son tercihimizdi, açıkta kalmamak için yazdık" dedi. İngilizce dersinde ise hoca " ingilizceniz nasıl ?" dedi herkes " İnglizce bilmiyoruz" dedi bense normal olarak "very good" dedim hoca bile şaşırdı ki üniverside öğrencisi tek kelime ingilizce bilmiyorsa ve kendini geliştirmiyorsa eksiklik bence!..
Allah akıl ve ruh sağlığımı korusun!..

3 Nisan 2010 Cumartesi

haber

sevgili okuyucu, bir hafya sonra yani ygs sonrası sınav anılarımla sizlerle olacağım, öncesi,sonrası, olay esnasını paylaşacağım :D

25 Ocak 2010 Pazartesi

selamun aleyküm ! :D

İlk defa blog yazısı yacağım heyecanlıyım merve'den ilham alacağım bu konuda :D

kim okur bilmiyorum ama saçmalayacağım bir şeyler ama konu bulamadım hayret bir şey! ben ve konu bulamamak! lise 2'de sınıf öğretmenimiz aynı zamanda edebiyatçımız ferat ( h'yi yutmadım adı öyle) hoca vardı ödevimizi yapmadığımızda ya da çok konuştuğumuzda bize ceza olarak kompozisyon yazdırırdı tüm sınıfa gerçekten ceza olurdu çünkü kimse bir şey yazamazdı ama ben; bana ödül olurdu çünkü yazmayı çok severim, ayıptır da söylemesi güzel yazarım :)
hocanın verdiği süre içinde benden kopya çekmek isteyenler olurdu birde daha kağıdı boş olup da benim yarısını doldurduğum kağıdıma bakıp iç geçirenler ve bana laf atanlar; " bakın şuna yaa nasılda doldurmuş kağıdı" hele erkekler ( diyarbakır ağzıyla) " a ho! şuna bakın yauv!" derlerdi :D işte benim şu an konu bulamamam ve bunun üstüne yazamam da kendi içinde bir çelişki oluyor şu an çünkü konusuzluğum bana konu oldu artık :D
hazır lise 2 demişken diğer bir anımı da yazmak isterim;
yine edebiyat dersi ve hoca ödev verdi, kısa bir film senaryosu yazın diye. bütün sınıf isyanlarda tabii " hocam yapmayın ama" filan diyor bende ukala ukala "oo hocam süper süper" diyorum :D
tabii tüm sınıf bana gıcık oluyordu. ertesi günde ders var. akşam oturdum çalışma masamın başına hiç unutmam bir ilkbhar akşamıydı ilham gelsin diye açtım odamın pencerisini mübalağasız yarım saatten fazla düşündüm ne yazacağım diye neyse sonra bir konu buldum ve başladım yazmaya ilhamda öyle bir gelir ki bana geç gelir, hiç gitmez :D yaz allah allah yaz böyle uzaylı macerası yazıyorum tojopowa gezegeni diye bir gezegen ve 4 araştımacı dünyaya geliyor filan. harf harf, satır satır daha da aşka geliyorum sonra birden dedim ki kendi kendime "dur! roman yazmıyorsun bitir artık" neyse güç bela bitirdim birde baktım 4 sayfa olmuş. ertesi gün derste hoca okutturmaya başladı. millet yarım sayfayı zor yazmış karakter olaral kendileri ve arkadaşlarını yazmış. ben, artis ben, yok tojopowa yok tuhaf tuhaf uzalı isimleri filan... neyse efendim sıra bana geldi "hocam benimki biraz uzun" dedim hoca "ya öyle mi, kaç sayfa?" " dört sayfa hocam" tabii sınıfta öyle bir ıslıklar, şaşırmacalar filan oldu ki kimleri yazamamış bile bende kalkmış dört sayfa diyorum :D hoca da güldü " tamam sen en son oku" tüm sınıf okuyunca ki bu bayağı kısa sürdü, ben başladım okumaya oku oku millete gına geldi bitince de hoca "sen bayağı bir senaryo yazmışsın" dedi arkadaşlar ise " yuh!" demekle yetindi :D iyi mi yazdım kötü mü bilmiyorum ama uzunluğu ile bayağı bir şaşırtmış ve okurken baydırmıştım :D

yaa işte böyle... bende böylelikle ilk blog yazımın sonuna geldim. umarım daha konulu daha da güzel şeyler yazarım. sizlere merhaba diyor, ( aslında "siz" olacak bir kalabalık yok ama :D ) aynı anda da kendinize iyi bakın güle güle diyorum :))